Telgraf Haber
 » 
DİKKAT/YENİ KÖPRÜLER YAPILIRKEN
a aa
04 Mayıs 2014 19:28
Muharrem Ergül
Muharrem Ergül DİKKAT/YENİ KÖPRÜLER YAPILIRKEN

Mimar Sinan , 16. Yüzyılın deha mimar ve mühendisi. Ustalık eserim dediği”  Selimiye Camii” hala dünya çapında mimari şaheserimiz. Sinan sadece cami mi yaptı?  Elbette hayır. Yaptığı 375 eserin bir kısmı cami.  Diğerleri türbeler, imaretler, hastaneler, kervansaraylar, mahzenler, hamamlar ve köprülerdir. Nedense,  Sinan’ ın çağının en muhteşem köprülerini yaptığını unuturuz. Bugün Balkanlar’da ve Anadolu’da onlarca muhteşem köprü hep Sinan’ın eseridir. Alın birkaç örnek vereyim. Sinan ‘in köprü mimarisindeki başarısını anlarsınız.  Bugün hala ayakta duran hizmet veren Saraybosna’daki  “Mostar Köprüsü”,  Edirne’ deki Meriç Nehri üzerindeki köprü. Üsküp ‘te  Vardar Nehri üzerindeki köprü.Yüzyıllardır hala ayakta biblo gibi estetik harikası köprüler.

Biliyor musunuz?  Tarihi kayıtlarda da Mimar Sinan’ın doğum günü  29 Mayıs’tır.  Boğaza 3. Köprü yapılmasına karar verildiğinde ismi bu köprüye ne kadar çok yakışır diye düşünmüştüm.

Köprünün adı açıklandığı zaman heyecanla içimden geçen birkaç isimden biriydi Sinan. Ama olmadı büyük usta.  Belki ileride başka bir köprüye nasip olur.

Diğer aklıma gelen isimde Evliya Çelebi’ydi. Evliya Çelebi, kendi anlatımıyla, gördüğü rüya üzerine gezilere başlar. Rüyası şöyleydi.“Rüyasında Istanbul Eminönü’nde Yemiş iskelesi civarında Ahi Çelebi Camii’ndedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Başucunda Peygamberimiz Hz. Muhammedi görür. Dört halife ve sahabelerde yanındadır. Çelebi Peygamberimizin yanına gelip şefaat dilemek ister. Ancak bir türlü cesaret edip gidemez. Sonunda cesaretini toplayıp ” Şefaat Ya Resulallah” diyeceğine ” Seyahat Ya Resulallah” der. Böylece Osmanlı topraklarında 40 yılı aşkın bir süre gezer. Bu seyahatlerinde türlü sıkıntılar çekmesine rağmen seyahatlerinden vazgeçmez. Ilk gezisini Istanbul ve çevresine yapar. Daha sonra Istanbul dışına çıkar. 40 yılı aşkın bir süre Osmanlı Coğrafyasının neredeyse tamamını gezer. Gezdiği, gördüğü yerleri fotoğraf çeker gibi anlatır. İşte bugün bile çok önem taşıyan “Evliya Çelebi Seyahatnamesi” adlı eser bu gezilerin ürünüdür. Sinan ‘in yaptığı şaheser eserleri hem görmüş hem anlatmış, hem eserlerle birlikte yaşamıştır. Dünyanın en güzel köprülerinden ve de en büyük köprülerinden birine de Evliya çelebi”nın adı ne kadar çok yakışır diye düşündüm yine.  Ama olmadı büyük gezgin belki ılerde başka bir esere nasip olur.

Şimdi biraz daha ileri gideceğim.  Ortaköy Camii ile Beylerbeyi Camii  arasına asma köprü yapmayı tasarlayan, projelerini hazırlatan ancak dönemin siyasal koşulları ve savaş ortamı nedeniyle gerçekleştirilmeyen II. Abdülhamit  adı da bu köprüye yakışır diye düşündüm.  Ama olmadı. Koca Hünkar olmadı. Abdülhamit ne alaka diye düşünmeyin. Dönemin zor koşullarına rağmen Osmanlı’nın en başarılı padişahlarından biri olduğunu ben de büyük tarihçilerden aktarıyorum size. Kim mı bunu söyleyen büyük tarihçiler?  Mesela Halil İnalcık,  Mesela Heath Lowry.

Son olarak ta aklıma Piri Reis geldi.  Hani buğün bile nasıl çıkıldığı çözülmeyen dünya haritasını yapan Osmanlı denizcisi. “Kitab-ı Bahriye” adlı eseri bugün hala referans kitabıdır. Ne yazık ki , “Piri Reis” Mısır Beylerbeyi’ nin politik hırsı nedeniyle padişaha olumsuz rapor verilmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman’ in fermanıyla idam ettirildi!… Adına Sempozyumlar düzenlediğimiz bu büyük denizci ve coğrafyasının adı bu büyük köprüye ne kadar  çok yakışır diye düşünmüştüm. İdam edilen bir insanın adı da nereden çıktı demeyin. Biz hem asan, hem ismini bir yere veren , hem ağlayan neslin torunlarıyız. Biraz geçmişe bakın anlarsınız. Büyüklerimize arzımızdır.  Bu isimleri de bir kenara not edin.

Muharrem Ergül

Bu habere hiç yorum yapılmamış.